UFUK's profileUFUK YANTERİ ALANIMA...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    June 23

    sevmek

    Sevmek dedim.
    Yoluna ölmek dedi.
    Yol dedim.
    Alıp başını gitmek dedi.

    Gitmek dedim.
    Bir Ahh çekip dostlardan ayrılmak dedi.
    Dost dedim.
    Durdu bana baktı, dost diye mırıldandı.
    Yüreğime nasıl koysam bilemediğim dedi.

    Yürek dedim.
    Dünyaları içine sığdıramadığım dedi.
    Dünya dedim.
    Hayatın bir yüzü dedi.

    Yüz dedim.
    Ardında ne gizli bilemediğim dedi.
    Giz dedim.
    Hep çözmeye çalıştığım dedi.
    Çalışmak dedim.
    Bitmeyecek öykü dedi.
    Öykü dedim.
    Binlercesini içimde gizliyorum dedi.
    Gizlemek dedim.
    İşte, her şeyin bitimi dedi.

    Sevda dedim.
    Ellerimde bir çiçekle
    Peşinden koştuğum dedi.
    Koşmak dedim.
    Hayat, bir maraton dedi.
    Hayat dedim.
    Öyle kısa ki! dedi.
    Niçin kısa? diye sordum.
    Yaşanacak çok şey var, zaman yok dedi.

    Yaşanması gereken ne var? diye sordum.
    Aşk dedi.
    Kaç kere? diye sordum.
    Bin kere dedi, milyon kere AŞK.

    Neden bir kere değil? diye sordum.
    Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk dedi.
    Önce ona varsan olmaz mı? diye sordum.
    Keşke olsa dedi, ama önce yoğrulmak gerek.
    Acı çekmek mi? diye sordum.
    Evet, aşk acısında yok olmak dedi.
    Yok olunca! dedim.
    İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın dedi.

    Gerçek aşk! dedim.
    Büyük o! dedi.
    Durdum. Durdum. Ve sustum!
    Neden sustun? diye sordu.
    Yüreğim titredi sanki dedim.
    Neden? diye sordu.
    Bilmiyorum dedim. Büyük O!"
    Evet dedi. Büyük O!
    Nerede? diye sordum.
    Her yerde dedi.
    Nasıl? diye sordum.
    Yüreğini aç dedi

    Yüreğimi açmak! dedim.
    Bir tebessümle bak her şeye dedi.
    Tebessüm dedim.
    Her kapının anahtarı dedi.
    Kapı dedim.
    Girmeden bilemezsin dedi.
    Ya korku! dedim.
    Bilinmeyenden korkar insan dedi.
    Ben kimim? diye sordum.
    Sevgiyle beslenensin dedi.
    Durdum. Durdum. Yine sustum.
    Kimsin? diye sordum.
    SEN'im dedi.

    "Seni Seviyorum" Dedim
    "Bende Seni" Dedi..

    adın batsın



    yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile
    yaktın beni küle döndüm dumana döndüm
    nasıl edem nere gidem dertli baş ile
    bilemedim teli kırık kemana döndüm


    canım aldın, can evimden vurdun ya sende
    küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de
    sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
    sen de vicdansız çıktın adın batsın


    zaman ola devran döne sen de çekesin
    yitiresin umudunu heder olasın
    aşka düşe kahrolasın candan bıkasın
    ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin
    sen ki beni rezil ettin yedi cihanda
    yalan oldum talan oldum senin sayende


    sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
    sen de vicdansız çıktın adın batsın

    beni özleyince bir nehir yatağını bulsun
    kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin
    sesime bakıpta ağlıyorum sanma
    seni özleyince böyle olsun birazda

    ayrılıversin yaprak dalından
    insan sevdiğinden ayrılıversin
    kan damarımdan can pazarından
    adam baharından ayrılıversin


    dağda dört mevsim erimeyen kar varya
    yokluğum öyle erimesin

    sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın

    sen de vicdansız çıktın adın batsın

    Adın batsınnnn...

    .

    Onlar gelecek..


    ve alıp ruhunu terkilerine, sırrakadem basacaklar..!!




    tırnaklarından başlayacaksın soğumaya, yüreğinde son bularak..!!

    ki buz kesip hissiyatımı , kora salmak neymiş bil..!!
    Tensel bir yangından arta kalan , düşsel karaları çaldım gözlerime,

    yokluğunu hoş görmeyeceğim işte..!!





    yarınlarımı yitirdimya dün,, olduğum yerde sayacağım inadına,


    hep aynı yanıklığımla seveceğim seni yine…
    Yollarını içip yılların dibe vurduğunda , saçlarına ilişen akların bir tekini bile üstüne kondurmayan gecelerinin düş vurgunu olacağım…!!

    Saatler onikiyi vurduğunda ‘’zoonnk!!’’ sesleriyle çınlayacak vicdanın..!! ellerinin ayasıyla yüklendiğin yüreğin kusacak gözlerimi yastığının kenarına.. ben geceye ağlarken , kulak kıvrımlarının içine sızacak iç çekişlerim





    öyle ‘ah!’ inleyeceğim ki,


    sende beni ağlayacaksın..!!

    Bitimlik gecelere ısmarlayacağım seni, hep son sandığın yerden başlayacaksın...

    ve saatler ikiyi vurduğunda sahte uyku nöbetlerini ayartacaksın… gözçukurlarına bir hayal çengelleyeceksin ,ağzına varan tuzlu suya aldırmadan….

    O dağın eteklerinde olacaksın yine, aşka kılpayı...



    ve yüreğinde kentinin rengini giymiş kaldırım taşları..
    ayın perdeleri kapalı...





    sol omuzundaki meleğin kanadından almak için arta kalanlarımı , titrek parmaklarım değecek sana...


    nicedir mekruh kılmıştın ya, hani dokunulmazlıklar gerekti ya..!! değdiğim yer köprü olacak gönlüne... ve ellerim boyandığında kızıllığına, ayaklarının topuklarına mıhlanan anılarımdan kayacaksın..!!


    susma..!! susma(malısın)...

    düş içimin boşluklarına düüşş..



    bu kez,bir ‘’sus’’ düşecek payına…

    Ve…

    ilk kez sen ! olmayı deneyeceğim,, acıttığım yerden acıya acıya sürülen , tenezzülsüz ardına…

    düüşş içimin boşluklarına ,ben sana değmem..!!


    Saatler.. üçü vurduğunda.. bağından henüz kopmuş bir ölüm dikilecek gözlerinin tam karşısındaki isli duvarına..!! kirpiklerinde çocuk saflığı bir sevdanın günahı.. yumulsan,, avuçlarının arasında buruşturulmuş deruni hicranımın faturasıyla, gözçukurları boş sağır zebaniler sulanacak o tatlı son soluğuna… son bir kelam bağışlanacak sana.. boyundan epey büyük cesaretinle ‘’dinle’’ demeye a’nın yetmeyecek..!! çünkü , gözlerine değdiğinde harf harf suskunluklarım, beyninin kabuklarını yırtıp geceye fışkıracak vicdanın… affetmeyecekler seni asla!

    Onlar gelecek..

    ve alıp ruhunu terkilerine, sırrakadem basacaklar..!!

    tırnaklarından başlayacaksın soğumaya, yüreğinde son bularak..!! ki buz kesip hissiyatımı , kora salmak neymiş bil..!!

    Ve seni daha çok seveceğim inadına ,, berzaha kadar son bulmasın diye azabın …




    Yıldızların sahibinden bir kez verilmiş armağanımdı hayat, çalana bu bedel hak…!!!


    hadi..

    içimin boşluklarına düüüşş..!

    ben sana değmem
    June 22

    belalım

     
    Uçurum uçurum gözlerine baktığım sensin
    Prangalarca boynuma taktığım sensin
    Dağ gülleri gibi, gibi hasret çektiğim
    Her gece uyku diye yattığım sensin

    Yanarım, yanarım tutuşur
    Yanarım kavurur ateşim
    Seni de beni de belalım
    Yanarım, yanarım tutuşur
    Yanarım kavurur ateşim
    Seni de beni de belalım, ah belalım
     
    Gün değmemiş ormanlarda yittiğim sensin ...
    Ömrüme ömür diye kattığım sensin...
    Deli deli boranlarda aç denizlerde...
    Teninin tuzunu canım tattığım sensin
    Yanarım, yanarım,,,
    tutuşur yanarım,,,
    kavurur ateşim,,,
    seni de beni de belalım.,,.

    Damga damga göğsüme vurduğum sensin
    Öfke dolu şehirlerde bulduğum sensin
    Yer nerede, gök nerede, ben neredeyim
    Diye diye sınırlara geldiğim sensin.

    Yer nerede, gök nerede, ben neredeyim
    Diye diye sınırlara geldiğim sensin.
    Yanarım, yanarım tutuşur
    Yanarım kavurur ateşim
    Seni de beni de belalım, ah belalım.